Hava Kirliliğindeki Azalmaya Rağmen İklim Krizi Devam Ediyor

Dünya genelinde yaşanan koronavirüs pandemisi ile gündelik yaşantının asgari seviyeye çekilmesi ile hava kirliliği gözle görülür şekilde azaldı. Otomobil ve fabrikaların hava kirliliğine etkisi pandemiden dolayı gerilerken, 2020 yılının büyük bölümünü evlerinde geçiren insanların ısınma amaçlı fosil yakıtları kullanması kirliliği artıran bir unsur olarak etkisini sürdürüyor. Uzmanlar fosil yakıtların kullanımının azaltılmaması durumunda iklim krizinin büyüyerek devam edeceğini söylüyor.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin’in BirGün gazetesinde yer alan ifadelerinde kentsel hava kirliliğinde azalmanın, özellikle azot oksitler ve küçük partikül maddeler gibi trafikten kaynaklanan kirletici emisyonlarının düşmesinden meydana geldiğine değinen Şahin, iklimi değiştiren karbondioksit emisyonundaki azalmanın nedenini “enerji üretiminden ve başta uçaklar ile karayolu taşıtları olmak üzere ulaşımdan kaynaklanan emisyonların azalması” olarak açıkladı.

Kentsel hava kirliliğindeki azalmanın geçici olduğunu ifade eden Şahin: “Araçlardan kaynaklanan azot ve partikül emisyonları kısa ömürlü olduğundan hareketlilik eski düzeye geri döndüğünde kentlerdeki hava kirliliği de eski düzeyine geri dönecektir. Kentlerde hava kirliliğini önlemenin tek yolu, ulaşım emisyonlarını ortadan kaldırmak için petrol kullanan motorlu araçların kullanımını ciddi biçimde sınırlamak ve kömürü elektrik üretiminde ve sanayide kullanmaktan vazgeçmektir. İklim değişikliğini durdurmanın tek yolu da yine aynı fosil yakıtların kullanımından vazgeçmek ve başta seyahat, beslenme ve enerji israfı olmak üzere tüketim alışkanlıklarımızı ciddi biçimde değiştirmektir.”

Sokak dezenfeksiyonunda kimyasal kullanılmamalı

Ümit Şahin, belediyeler tarafından cadde, sokak, park ve meydanlarda yürütülen dezenfeksiyon çalışmalarında çevreye zararlı kimyasalların kullanılmaması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Belediyelerin ortak yaşama alanlarını dezenfekte etmek için yaptıklarını olumlu buluyorum, zira bu da salgına karşı alınacak önlemlerden önemli bir tanesi. Ancak deterjan ve çevreye zararlı kimyasallar yerine sabun, klor ve alkol bazlı dezenfektanların kullanılması gerekir, çünkü kullanılan deterjanın kanalizasyonlar yoluyla arıtılmadan deniz, göl ve ırmaklara karışması ötrofikasyon başta olmak üzere ciddi çevre sorunlarına yol açar. Öte yandan salgın kontrolü hayati bir konu ve bir yarar-zarar sıralaması yapıldığında hijyen ve sanitasyonun şu anda çok daha önemli olduğunu unutmamalıyız.”

Plastik kullanımı arttı, geri dönüşüm sağlanmalı

Salgın süresince başta gıda olmak üzere daha önce açık satılan birçok ürünün paketlenmesi nedeniyle tek kullanımlık plastik tüketiminin arttığına değinen Şahin, “Önemli olan bunların zararsız şekilde doğaya ve denizlere karışmasına izin verilmeden depolanması veya geri dönüştürülmesi. Eğer bu dönemde normalden biraz daha fazla plastik kullanmak gerekiyorsa plastik atık kontrolüne de ekstra özen göstermek zorundayız. Sağlık hizmetlerinde gerekli tek kullanımlık plastik ürünlerden de vazgeçemeyeceğimiz için yine bunların zararsızlaştırılmasına özen göstermek de büyük önem kazanıyor.” diye konuştu.